Kavgadan sonra gelen aşırı romantizm, barış değil döngünün parçasıdır.

Bazen içinde bir şeyler birikir. Kelimelere dökemediğin, adını koyamadığın ama varlığından emin olduğun bir ağırlık… Sanki odadaki oksijen azalmış gibi, nefes alırsın ama ciğerlerine yetmez. İlişkinin içinde, özellikle de o fırtınalı kavgalardan sonra, tam da böyle anlar yaşarsın. Her şeyin paramparça olduğu, seslerin yükseldiği, kalbinin kırık bir cam gibi bin parçaya ayrıldığı o anların hemen ardından gelen tuhaf bir sessizlik olur. Ve sonra, o sessizliği yırtan, abartılı, neredeyse gerçek dışı bir romantizm dalgası gelir. Bir an için her şeyin düzeldiğine inanmak istersin. İçindeki o yorgun ses, “Belki bu sefer farklıdır,” diye fısıldar. Ama bir başka, daha derin ve bilge bir parçan, bunun bir tiyatro olduğunu, sahnenin tekrar kurulduğunu ve senin yine başrolde istenmeyen bir oyuna çekildiğini hisseder. Bu his bir tesadüf değil. Bu, senin içgüdülerin. Bu, senin ruhunun, yaklaşan fırtınayı haber veren sessiz çığlığı. Ve bu satırları okuyor olman da bir tesadüf değil; bu, o çığlığa kulak vermeye başladığının ilk işareti.

Aşırı Telafi ve Suçluluk Yaratma

O korkunç kavganın ertesi günü kapına gelen devasa çiçek buketi, gece yarısı telefonuna düşen ve ne kadar pişman olduğunu anlatan sayfalarca mesaj… İlk bakışta ne kadar da romantik, değil mi? Ama bir dakika dur ve düşün. Bu jestler, gerçekten özür dilemek için mi, yoksa seni susturmak için mi? Narsistik bir partner, kavgadan sonra sana kendini “borçlu” hissettirmek için abartılı bir telafi mekanizması kullanır. Şöyle ki, o kadar büyük bir jest yapar ki, sen artık onun hatasını sorgulayamaz hale gelirsin. “Bana bu kadar değer veren biri nasıl kötü olabilir ki?” diye düşünürsün. İşte bu bir tuzaktır. Bu, senin duygusal sınırlarını bulandırmak ve seni yeniden kontrol altına almak için tasarlanmış bir hamledir. O hediye ya da o romantik söz, aslında senin ağzına konan bir fermuardır. Konuyu kapatman, olanları unutup minnettar olman beklenir. Biliyorum, o anlarda sevildiğini hissetmek istersin ama bu sevgi değil, bu bir borç senedi.

Love Bombing (Aşk Bombardımanı) ile Döngüyü Başa Sarma

İlişkinizin en başına dönelim. Seni nasıl tavladığını hatırla. Ayaklarını yerden kesen o ilgi, sürekli iltifatlar, geleceğe dair kurulan büyük hayaller… İşte o büyülü dönemin adı love bombing (aşk bombardımanı). Toksik bir ilişkide kavgalar, devalüasyon (değersizleştirme) evresinin zirvesidir. Partnerin seni aşağı çeker, kırar ve sonra seni kaybetme korkusuyla paniğe kapılır. Ama bu, seni sevdiği için duyduğu bir korku değil; kontrolü ve narsistik kaynağını kaybetme korkusudur. İşte tam bu noktada, o ilk günlerdeki büyüleyici kişiliğine geri döner. Kavganın yarattığı enkazı temizlemek yerine, üzerine aşk bombardımanından bir halı serer. Tanıdık geldi mi? Bu ani ve yoğun ilgi patlaması, senin kafanı karıştırır, mantığını devre dışı bırakır ve seni yeniden o sahte güven ortamına çeker. Döngü, tam da burada yeniden başlar. O romantizm, bir barış çubuğu değil, döngünün başlangıç düdüğüdür.

Unutma ve Unutturma Taktiği

Asıl mesele şu: O büyük kavga neden çıktı? Sana nasıl davrandı? Hangi sözleri söyledi, hangi sınırını aştı? Kavga sonrası gelen bu aşırı romantizm, tam da bu soruları unutturmak için vardır. Sorunları çözmek, sorumluluk almak, özür dilemek ve davranışını değiştirmek yerine, gündemi değiştirmeyi seçer. Nasıl desem, sanki büyük bir patlama olmuş ve o, enkazın üzerine parlak, renkli bir örtü sermiş gibi. Sen örtünün güzelliğine kapılıp alttaki yıkımı unut diye… “Ama o kavgayı hiç konuşmadık ki?” diye düşündüğünü duyar gibiyim. Evet, konuşmadınız. Çünkü konuşulursa hesap vermesi gerekecek. Konuşulursa, davranışının sorumluluğunu alması gerekecek. O ise bunu istemiyor. Onun istediği tek şey, senin olanları unutup bir an önce normale dönmen. Bu “normal” ise, onun kurallarının geçerli olduğu sahte bir huzurdan ibaret.

Travmatik Bağlanmayı Güçlendirme

Bu inişler ve çıkışlar, yani kavganın cehennemi ve barışmanın sahte cenneti, beyinde kimyasal bir fırtına yaratır. Bu fırtına, trauma bond (travmatik bağlanma) denilen o güçlü ve zehirli bağı inşa eder. Bir an yerin dibindeyken, bir sonraki an gökyüzüne çıkarılmak, bir tür bağımlılık yaratır. Tıpkı bir kumar makinesinin başında, ne zaman kazanacağını bilmeden oynamaya devam etmek gibi. O “iyi anlar” için, o romantizm kırıntıları için tüm acıya katlanmaya başlarsın. Her barışma, o bağı biraz daha güçlendirir, biraz daha kalınlaştırır. O anlarda hissettiğin yoğun rahatlama ve mutluluk, aslında sağlıklı bir ilişkinin sakin huzuru değildir. Bu, fırtınadan sağ çıkmanın verdiği geçici bir coşkudur. Ve ne yazık ki, bu coşku seni bir sonraki fırtınaya kadar idare etmesi için tasarlanmıştır. Bu döngü, senin özgüvenini ve gerçeklik algını yavaş yavaş kemirir.

Geleceğe Dair Sahte Vaatler (Future Faking)

Kavga sonrası gelen romantizm genellikle büyük vaatlerle süslenir. “Bir daha asla olmayacak,” “Senin için değişeceğim,” “Evleneceğiz, çocuklarımız olacak, o eve taşınacağız…” Bu, future faking (sahte gelecek vaadi) adı verilen bir manipülasyon taktiğidir. Sana, katlanman gereken bu acının sonunda büyük bir ödül olduğunu söyler. Sana öyle bir tablo çizer ki, o tabloya ulaşmak için bugünün acısına razı olursun. Düşünsene, o anki acıyı dindirmek için gelecekteki bir hayale tutunursun. Ama o gelecek, bir seraptan ibarettir. O vaatler, seni o anda yanında tutmak için kullanılan boş sözlerdir. Asla gerçekleşmeyecek planlardır. Çünkü amaç o geleceği inşa etmek değil, bugünü kurtarmak ve seni döngünün içinde tutmaya devam etmektir. O hayali gelecek, senin bugünkü hapishanen olur. Bu çok acı…

Bu satırları yazarken, bu döngülerin içinde ne kadar çok kadının sıkışıp kaldığını ve kendinden şüphe ettiğini düşünüyorum. O anlarda gelen romantizmin gerçek olduğuna inanma isteğini o kadar iyi anlıyorum ki… Ama bilmelisin, gerçek sevgi ve sağlıklı bir barışma, sakinlik ve güven getirir; panik ve kafa karışıklığı değil. Sağlıklı bir partner, hatasını kabul eder, seni dinler ve davranışını değiştirmek için somut adımlar atar. Sana kendini borçlu hissettirmez, aksine güvende hissettirir. O abartılı jestler, o büyük laflar, aslında içlerindeki devasa boşluğun ve korkunun bir yansımasıdır. Senin aradığın şey ise bir havai fişek gösterisi değil, hiç sönmeyen, sakin ve sıcak bir ateş. Ve o ateşi, önce kendi içinde yakman gerekiyor. O güç sende var. Kendi gerçekliğine inan. İçindeki o sese güven. O seni asla yanıltmaz.

💜 Daha derine inmek istersen…

📝 Ücretsiz Testler → Testleri Keşfet

📚 Rehberlerin Hazır → E-Kitapları Keşfet

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top