“Blame Shifting” Yani Suç Atma: Narsistin Her Tartışmada Kullandığı 5 Taktik

İçinde bir yerlerde, tam olarak adını koyamadığın bir hisle yaşıyorsun belki de uzun zamandır. Hani o bitmek bilmeyen tartışmaların ardından gelen o ağır sessizlik var ya… İşte o anlarda, haklıyken haksız duruma düştüğünü, sesinin kısıldığını, kendi akıl sağlığından şüphe ettiğini fark ediyorsun. Bu bir tesadüf değil. Bu, kelimelerle örülmüş, ruhunu yavaş yavaş zehirleyen bir stratejinin sonucu. Sanki görünmez bir senaryonun içinde, sana yazılan rolü oynamak zorunda kalıyorsun. Hep özür dileyen, hep alttan alan, hep “abartan” sen oluyorsun. Bu satırları okuyor olman bile, o içindeki bilge sesin “Burada bir şeyler yanlış” diye fısıldadığının en büyük kanıtı. O sese kulak verme zamanı geldi. Çünkü farkındalık, iyileşmeye giden o uzun yolun ilk ve en cesur adımıdır. Bugün, o sis perdesini aralayacak, narsistik bir partnerin en sevdiği silahlardan biri olan “blame shifting” yani suç atma mekanizmasını ve onun en zehirli 5 taktiğini konuşacağız.

1. Konuyu Anında Değiştirir

Düşünsene, tüm cesaretini toplamışsın. Seni kıran bir davranışı, bir sözü masaya yatırmaya karar vermişsin. Boğazında bir yumru, kalbin hızla çarpıyor ama bu kez susmayacaksın. Cümleni kuruyorsun: “Dün akşam arkadaşlarımın yanında bana söylediğin şey kalbimi çok kırdı.” Karşılığında bir özür, bir anlama çabası beklerken, aldığın cevap bir anda seni bambaşka bir sahneye ışınlıyor: “Peki ya senin geçen hafta annemlere yaptığın saygısızlık ne olacak?” İşte o an. Beyninin içinde bir şimşek çakar, bir anlık bir kafa karışıklığı yaşarsın. Az önce ne konuşuyordun? Senin canının yandığı o an, bir anda buharlaşıp uçar ve sen kendini haftalar öncesinin bir olayını savunurken bulursun. Bu bir tesadüf değil. Bu bilinçli bir kaçış, bir dikkat dağıtma taktiği. Asıl sorundan, kendi sorumluluğundan kaçmak için seni alakasız bir cephede savaşmaya zorlar. Ve sen o yeni savaşta yorulurken, asıl yaran kanamaya devam eder…

2. Tepkini Sorun Yapar

İşte bu, belki de en incitici olanı. Bir haksızlığa uğradın, aşağılandın ya da yok sayıldın. Doğal olarak bedenin ve ruhun tepki veriyor. Belki sesin yükseldi, belki gözyaşların sel oldu. Çünkü canın yandı. Tam o anda, narsist partnerin spot ışıklarını kendi davranışından alıp senin tepkine çevirir. “Sen böyle bağırıp çağırdığın sürece seninle konuşamam.” ya da “Her şeyi ne kadar da abartıyorsun, alt tarafı bir şakaydı.” gibi cümleler duymaya başlarsın. Biliyorum o anı. Kendi duygularının bile bir suç unsuru haline getirildiği o anı. Haklı olmanın, canının yanmasının hiçbir önemi kalmaz. Artık sorun onun yaptığı değil, senin verdiğin “aşırı” tepkidir. Bu taktikle seni öyle bir susturur ki, zamanla duygularını göstermekten, tepki vermekten korkar hale gelirsin. İçine atarsın. Çünkü bilirsin ki, ne kadar haklı olursan ol, sonunda “sorunlu” olan yine sen olacaksın.

3. Geçmişi Silah Olarak Kullanır

Bak, her ilişkinin bir geçmişi vardır; hatalarla, yanlış anlaşılmalarla dolu anıları olabilir. Ama sağlıklı bir ilişkide geçmiş, ders çıkarmak ve affetmek içindir. Toksik bir ilişkide ise geçmiş, hiç boşalmayan bir cephaneliktir. Bugün yaşanan en ufak bir anlaşmazlıkta, narsist partnerin o cephaneliğe koşar ve yıllar önce yaptığın bir hatayı çıkarıp bugünkü tartışmanın ortasına bir bomba gibi bırakır. “Sen zaten hep böylesin, hatırlasana beş yıl önce de aynısını yapmıştın.” Bu cümle tanıdık mı? O an omuzlarına nasıl bir yük biniyor, değil mi? Sanki sen ona ömür boyu borçlusun ve o da bu borcu her fırsatta tahsil etme hakkına sahip bir alacaklı. Amacı konuyu çözmek değil. Amacı, seni daima suçlu, mahcup ve minnettar hissettirmek. Böylece sen sürekli bir savunma pozisyonunda kalırsın ve onun bugünkü hatasını sorgulama gücünü kendinde bulamazsın. O defter hiç kapanmaz…

4. Dış Faktörleri Bahane Eder

Bir de şu var: Sorumluluktan kaçmanın en konforlu yolu, suçu her zaman dışarıda bir yerlerde aramaktır. Narsist bir birey için “Ben hatalıyım” demek, neredeyse imkansızdır. Bu yüzden onun kötü davranışlarının, kırıcı sözlerinin arkasında her zaman bir bahane perdesi bulunur. “İş yerinde müdürle tartıştım, o yüzden sinirim bozuk.”, “Bu aralar ailevi sorunlar yüzünden çok gerginim.”, “Hastayım, üstüme gelme.” Bu bahaneleri duyduğunda, içindeki şefkatli taraf hemen devreye girer. “Ah, kıyamam, zor bir gün geçiriyor” diye düşünmüş olabilirsin. Hatta onu üzdüğün için kendini suçlu bile hissedebilirsin. Ama bir dakika dur ve düşün. Stres, hastalık ya da ailevi sorunlar, bir insana sana kötü davranma hakkı verir mi? Asla. Bu bahaneler, onun kendi davranışlarının sorumluluğunu almasını engelleyen birer kalkandır. Ve sen bu kalkanı kabul ettiğin sürece, o sana zarar vermeye devam etmek için her zaman bir sebep bulacaktır.

5. Seni Provokatör İlan Eder

Bu, manipülasyonun zirve noktasıdır. Sadece suçlu sen değilsin, aynı zamanda onun kötü davranışlarının da kaynağı sensin. Nasıl mı? Şöyle ki; sana hakaret eder, sonra da “Sen beni çileden çıkarıyorsun, ne yapayım?” der. Seni aldatır, sonra da “İlişkimizde bana yeterince ilgi göstermiyordun, sen beni buna ittirdin” diyebilir. Kendi öfke patlamasının, kendi sadakatsizliğinin, kendi yalanlarının sorumluluğunu tamamen senin omuzlarına yükler. Bu, zihnini allak bullak eden, en tehlikeli suç atma taktiğidir. Çünkü bir süre sonra gerçekten de “Acaba ben mi onu bu hale getiriyorum?” diye sormaya başlarsın. Kendi öz değerini, kendi davranışlarının sınırlarını sorgularsın. Hayır. Net bir şekilde bilmelisin ki, hiç kimse bir başkasının davranışlarından sorumlu değildir. Herkes kendi seçimlerinin, kendi sözlerinin ve kendi eylemlerinin tek sahibidir. Onun karanlığını senin üzerine yıkmasına izin verme. O yük sana ait değil.

Tüm bu taktikleri okurken belki de kalbin sıkıştı, belki de yaşadığın anlar bir film şeridi gibi gözünün önünden geçti. Bu döngülerin içinde kendini ne kadar yalnız ve çaresiz hissettiğini anlıyorum. Ama bil ki, bu sis perdesini aralamak, bu oyunun adını koymak, özgürlüğe atılan en büyük adımdır. Bu farkındalık, senin elindeki en güçlü fener. Artık neyle karşı karşıya olduğunu biliyorsun. Bu, onun ne kadar “kötü” olduğuyla ilgili bir hikaye değil; bu, senin kendi gerçeğini ve kendi değerini yeniden eline almanla ilgili bir başlangıç. Kendine şefkat gösterme, sınırlarını çizme ve o içindeki bilge sese daha çok güvenme zamanı. Sen sandığından çok daha güçlüsün ve bu labirentten çıkacak yolu bulabilirsin. Yeter ki ilk adımı at.

💜 Daha derine inmek istersen…

📝 Ücretsiz Testler → Testleri Keşfet

📚 Rehberlerin Hazır → E-Kitapları Keşfet

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top