“Ne hissediyorsun?” sorusunu kendine sormayı öğrenmek.

Bazen hayatın içinde bir şeyler sessizce birikir. Tıpkı bir barajın arkasında yavaş yavaş yükselen su gibi, farkında bile olmadan içinde duygular, söylenmemiş sözler, yutkunulmuş hayal kırıklıkları toplanır. Dışarıdan her şey yolunda gibi görünür; gülümsersin, sorumluluklarını yerine getirirsin, “iyiyim” dersin. Ama içeride, derinde bir yerde, tarif edemediğin bir ağırlık vardır. Bir huzursuzluk, bir uyumsuzluk hissi. Sanki giydiğin kıyafetler sana ait değilmiş gibi, sanki yürüdüğün yol senin yolun değilmiş gibi. İşte bu his, ruhunun sana gönderdiği ilk fısıltıdır. Değişimin, kendine dönmenin, o barajın kapaklarını kontrollü bir şekilde açmanın zamanının geldiğini söyleyen o nazik ama ısrarcı ses. Bu yazıyı bulmanın bir tesadüf olmadığını biliyorsun, değil mi? Çünkü o fısıltı artık duyulmak istiyor. O fısıltıyı sese dönüştürecek o sihirli ve bir o kadar da korkutucu soruyu sorma cesaretini bulman için her şey hizalanıyor: “Şu an, gerçekten ne hissediyorsun?”

Duygular, Vücudunun Seninle Konuşma Dilidir

Düşünsene bir an, elini sıcak bir sobaya dokundurduğunda ne yaparsın? Anında geri çekersin. Acı, vücudunun sana “Tehlike var, kendini koru!” deme şeklidir. Duygular da tam olarak böyledir. Onlar, ruhunun sinir sistemidir. O midene oturan yumru, bir haksızlığa uğradığında boğazında düğümlenen o acı, kalbini sıkıştıran o hayal kırıklığı… Bunlar rastgele, başa çıkılması gereken canavarlar değil. Aksine, onlar sana bir şey anlatmaya çalışan haberciler. Belki de o mide kasılması, sınırlarının ihlal edildiğini söylüyordur. Belki de o boğazındaki düğüm, ifade edilmemiş bir öfkenin ya da üzüntünün çığlığıdır. Yıllarca sana duygularının “aşırı” ya da “mantıksız” olduğu söylendiği için onlara kulaklarını tıkamış olabilirsin. Ama şimdi dur ve dinle. Vücudun, aklının inkar ettiği gerçekleri sana fısıldıyor. O, senin en sadık pusulan.

“İyiyim” Maskesinin Arkasına Saklanmak

Ne kadar da tanıdık bir kelime: “İyiyim.” Partnerin seni iğneleyici bir sözle kırdığında, “İyiyim.” Arkadaşın planınızı son anda iptal ettiğinde, “İyiyim, sorun değil.” Ailenden biri beklentilerini hiçe saydığında, “İyiyim.” Peki gerçekten iyi misin? Yoksa bu kelime, çatışmadan kaçmak, uyumlu görünmek, “sorun çıkaran kadın” olmamak için taktığın en ağır maskelerden biri mi? Biliyorum, bu maskeyi takmak çoğu zaman daha kolay geliyor. Çünkü altındaki kırgınlığı, öfkeyi, hayal kırıklığını göstermek… işte bu yorucu. Ama işin acı yanı şu ki, o maskenin ardına ittiğin her duygu, içeride birikip daha büyük bir volkana dönüşüyor. “Şimdi tatsızlık çıkmasın” diye yuttuğun her kelime, bir gün mide krampı, migren atağı ya da ansızın gelen bir ağlama krizi olarak geri dönüyor. O maskeyi yavaşça çıkarma zamanı gelmedi mi?

Hissetmeye İzin Vermek: Korkuların ve Gerçekler

“Ama hissetmek istemiyorum, çünkü çok acıtıyor” diyorsun belki içinden. Çok haklısın. Hissetmeye başladığında neyle karşılaşacağını bilmemek korkutucu. Yıllardır bastırdığın o öfke sel olup her şeyi yıkacakmış gibi gelebilir. O derin üzüntü seni yutup bir daha asla yüzeye çıkamayacakmışsın gibi hissettirebilir. Anlıyorum, o kapıyı aralamak büyük cesaret istiyor… çünkü ya altından kaldıramayacağın bir gerçek çıkarsa? Ya ilişkinin aslında ne kadar toksik olduğunu, ne kadar yalnız hissettiğini, ne kadar yorulduğunu tüm çıplaklığıyla görmek zorunda kalırsan? Bu korku, beyninin seni koruma mekanizması. Ama artık seni korumuyor, seni bir hapishanede tutuyor. Duygularından kaçmak, bir akıntıda tersine yüzmeye çalışmak gibidir; seni daha çok yormaktan başka bir işe yaramaz. Oysa akıntıya kendini bıraksan, seni ait olduğun kıyıya çıkaracak.

“Ne Hissediyorsun?” Sorusunu Pratik Etmek

Peki, nereden başlayacaksın? Büyük devrimlere gerek yok. Sadece küçük, samimi bir adımla. Gün içinde kendine minik bir mola ver. Belki bir kahve yaparken, belki de gece yatağa yattığında. Gözlerini bir anlığına kapat, derin bir nefes al ve sadece kendine sor: “Şu an, tam şu an, ne hissediyorum?” Cevap vermek için acele etme. Yargılama. “Böyle hissetmemeliyim” deme. Sadece dinle. Belki bir kelime gelir: “Yorgunluk.” Belki bir his: “Sıkışmışlık.” Belki bir renk, belki bir anı… Ne gelirse gelsin, ona sadece “Merhaba, seni görüyorum” de. Bunu her gün sadece bir kez bile yapsan, zamanla içindeki o fısıltının net bir sese dönüştüğünü fark edeceksin. Kendinle arandaki o kopuk bağ, ilmek ilmek yeniden örülmeye başlayacak. Bu, kendine verebileceğin en değerli hediye.

Duygularını Anlamak, İç Çocuğunla Bağ Kurmaktır

İçinde biriken o tanımsız duyguların çoğu, bugüne ait değildir. Onlar, geçmişte bir yerlerde sesini duyuramamış, anlaşılmamış, korkmuş küçük bir kızın yankılarıdır. Bugün partnerinin ilgisizliğine karşı hissettiğin o yakıcı öfke, belki de çocukken baban tarafından hiç görülmediğinde hissettiğin öfkenin aynısıdır. Reddedilme korkusuyla sürekli “evet” demen, belki de “hayır” dediğinde sevilmeyeceğini öğrenen o küçük çocuğun çaresizliğidir. İşte “Ne hissediyorsun?” sorusu, seni doğrudan o küçük kıza götüren bir köprüdür. Onun elini tutmanı sağlar. Ona, “Artık ben buradayım. Seni duyuyorum. Öfkelenmekte, üzülmekte, korkmakta haklıydın. Artık güvendesin” demenin yoludur. Duygularını anlamaya başladığında, aslında içindeki o yaralı çocuğu iyileştirmeye başlarsın. Ve o iyileştikçe, sen de özgürleşirsin.

Bu satırları yazarken, bu soruyu kendine sormaya başladığında yaşayacağın o ilk sarsıntıyı ama ardından gelecek o muazzam rahatlamayı hissedebiliyorum. Kendine dönme yolculuğu her zaman kolay değildir. Bazen enkazlarla, bazen de hiç beklemediğin hazinelerle doludur. Ama unutma, kendi duygularına sahip çıkmak, hayatının direksiyonuna geçmektir. Başkalarının beklentileri, toplumun dayatmaları ya da geçmişin gölgeleriyle değil, kendi içsel pusulanla yol almaktır. Bu soru, o pusulayı yeniden eline almanın ilk adımı. Bugün, şimdi, o adımı at. Kendine şefkatle sor: “Canım ben, ne hissediyorsun?” Cevabı ne olursa olsun, bil ki her duygun geçerli ve sen her halinle çok değerlisin. Bu, senin yeniden doğuş hikayen.

💜 Daha derine inmek istersen…

📝 Ücretsiz Testler → Testleri Keşfet

📚 Rehberlerin Hazır → E-Kitapları Keşfet

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top